MÖ.10. binlerde kuzeyden gelen
Akhai/Sahil Pelasgo’larının Ön-Türkler olduğuna dair yaşayan
izleri Yunan halk şarkılarında görmekteyiz.
“La Alatsatiani” adlı
türküde, Türkünün nakaratı Rize şivesiyledir ve Türkünün diğer
sözlerinde eski Rize şivesini ve üçlek sistemle üretilmiş
sözcükleri buluruz.
Macaristan’da, Sultan Kutay Müzik
Okulunda “Dünya Kültürlerinden” dersinde öğretilen bu türkünün,
notalarıyla birlikte yer alan İspanyolca açıklamasında da bu
bulgularımızı doğrulayan açıklamalar vardır. Türkünün ezgisi,
“Oy Giresun kayıkları, hep geliyor kârından” türküsüne yakındır;
aynı ezgi gidişlerini, aynı tonaliteyi ve aynı 9/8 “karşılama”
ritmini vermektedir.
1936’da Kostas Yannidis
tarafından derlendiği belirtilen türkünün özellikleri
açıklanırken, “nakaratından anlaşılacağı üzere” diyor:
“Aide, aide, gidelim bisim odaya”
(Hayde hayde gidelim bizim odaya)
Bu Yunan halk şarkısı
hakkında verilen bilgilerden bir kısmını ve ne anlama geldiğini
görelim:
- “Asya Minör”.
Kücük Asya/Anadolu kökenlidir.
- “İdiomo turco”.
Türk karakterindedir.
- “Baile Karsilamas”.
Beyli, şehirli karşılamasıdır. (Giresun’da gelin karşılama..)
- “Alatsatiani”.
Alacatı yöresindendir. (Çeşme Alacatı ile karıştırılmamalı)
- “… oriental, de
microasiaticas mezcladas con la antiqua orguesis Fyrrihios”.
Orijinal antik Frigya (Hitit) bağlantılı derin Asya motifleri
vardır.
- 9/8 ritmiyle “…
la voz turca Zeimbekis..” . Türk zeybeği gibidir.
- “Acompanado…instrumento
Mbuzuki…” Buzuki adındaki, bağlama/bozuk ailesinden bir
çalgıyla şarkıya eşlik edilir.
Sadece yapılan bu
açıklamalar değil, türkünün Yunanca sözleri de Sahil
Pelasglarının Doğu Karadeniz’den, hatta Giresun’dan geldiğine
işaret etmektedir.
Türküde geçen kimi Yunanca
sözcükler de oldukça eski ağızla konuşulurken duyduğumuz Rize
sözcükleridir:
ke; gel.
pu;
bu.
pi;
bi, bir.
fi tepso;
ayağıyla bir kere tep’sa, uzaklaştırsa, tepivirse
pu nase;
bu nazı.
fi gomatin;
bir koymadin ki!
Me lahrino pi peri
mu ( sanki: bir perimsin, ışığım ferimsin benim)
Ke pu nase fi
tepso, Alatsatiani (sanki:“Gel, bu nazı bi tepsen, ” Bu
nazı bıraksan!
Ke paroketha fi
gomatin Panayâ (sanki: “Gel, hiç ışık /paro bırakmadın
bende)
Aide, aide gidelim
bisim odaya (haydi haydi gidelim bizim odaya)
Türkünün son sözlerinde geçen “ahor”
ise bildiğimiz ahur/ahır’dır.
“Ahora me ves y dices; quien
es? no lo conozco.. Alatsaniani…, Aide aide gidelim…”
Sanki; Ahura mi diyecesun, esas
(hesetten) hayınsın, no’lur konuşalım...
Alacatiyani;
Alacatının öte yanı, öte yakası.
Sanki; Alacatılı bir kızı
sevmiştir, türkü ona seslenmektedir.
Bugün hâlâ (2007), Yunanistan’ın
kuzey doğusundan yayın yapan yerel radyo istasyonlarında kemençe
çalındığını duyabiliyoruz. Türkiye’de, Buzuki ile kemençenin yan
yana olduğu yer de aynen Giresun-Trabzon civarıdır.
Bugün bunu yazmamızın, bu
araştırmamızın önemli bir nedeni vardır. Daha önceden bildiğimiz
şeyleri şimdi yazıya döküp kamuoyuyla paylaşma gereği duyduğum
içindir.
“Kara Atena” adlı
kitabında tarih yazarı Martin Bernal, Helen öncesi Atina
hakkında, Atina’yı şehrini kuran Pelasglar hakkında okuyucuyu
yanlış yönlendirmektedir. Bütün kaynaklarda Pelazilerin Doğu
Karadenizli oldukları yazarken, yazar birkaç ses benzerliğine
bakarak onları Sami kökenine, Filistin/Pelastin’den
gittiklerine bağlamaktadır. Oysa, yukarıda görüldüğü gibi,
öylesine bir iki ses değil, üçlek sistemden sözcük üretmek
dahil, cümleler halinde benzerlikler Doğu Karadeniz’i, Kaşgari
Türklerini göstermektedir.
Beri yandan, Pelazilerin
Pelastin’e Troya Birleşik Anadolu ordularıyla beraber gidişleri
daha yakın zamana düşer; büyük Truva savaşlarından biraz öncesi
olmalıdır; Filistin’in orada Mısır orduları tarafından
durduruldular ve şehir/düzen kurma becerisi olan Pelazlar,
Kıbele’nin becerikli kadın savaşçıları, Rize Kaçkar yaylalarında
öğrendikleri işleri orda da yaptılar ve Pelastin topraklarına
kendi adlarını verdiler. (Efsanede, Hitit Tanrıçası Kıbele’nin
duacı kızlarından Heva’yı Kudüs’e gönderişi, orada onu Adem’le
evlendirmesi bu öykünün diğer yönüdür.)
Martin Bernal, kitabında tarih
babası Heredot’u Pelazigolar hakkında yanlış bilgi vermekle
suçlamakta, “kafa karıştırıcı” demektedir. Oysa kendisi,
Pelazların, dolayısıyla Filistinlilerin ve Helen öncesi
Yunanistan (ki Ön-Türkçe Ayhanistan), yani İyon (Ay On)
topraklarında yaşamış olan Akhailer/Sahil Pelazları’nın Rize
Kaşgar yaylalarından ve Asya Kaşgari boylarından bağını
kopartmak niyetinde görünmektedir.
Bir tarihi yanlışa düşmemek için,
genç kuşaklara bunları aktarmak, topraklarımız üzerinde art
niyeti olanlara gerçeği göstermek boynumuzun borcudur.