Bitlis Tekel işçileri ve
tütün köylüleri birlikte miting yaptılar. (12.1.2008) Ne diyorlardı
hiç merak ettiniz mi? Ulusal Kanal dışında nerde yer aldı da…
“Tekel vatandır, vatan
satılmaz!”
Tekel kapatılırsa, ki satışlar
kapatmayla eş anlamlıdır, bunu herkes biliyor, tütün üreticisi köylü
de kalmaz. Şehirdeki tek devlet yatırımı olan bu fabrika giderse
Bitlis şehri biter, bunu haykırıyorlardı. Ulusal Kanal televizyonu
mitingi görüntülerdi, kar altında binlerce insan oradaydı.
Bitlis mitinginin arkasından Rize’de
ADD ve İşçi Partisinin yaptığı basın açıklaması görüntüye geldi.
Çaykur satışa hazırlanıyor! Direnecek sendika kalmasın diye
şimdilerde hükümet yanlısı bir sendika Tek Gıda İş’in üyelerini
kendisine çekmek için çalışma yapıyor şeklinde açıklamada
bulunuyorlardı. Çok doğru bir saptamayla Rize Çay üreticisini ve
Tekel işçisini uyanık olmaya, Tek Gıda İş’de örgütlenmeye
çağırdılar. Onları kutluyorum.
Ben de bu köşemde yıllardır “özelleştirme
halkı devletsizleştirmedir” diye yazıyorum. Bunu iyi anlamak
gerek. Halkı sahipsiz bırakmak, emperyal korsanların çayımızı
bitirmesine seyirci kalmak bize yakışır mı?
Çay, Cumhuriyettir. Cumhuriyetimizi
kuranların Rize’ye ve Türkiye’ye armağanıdır çay. Yıllarca savaşıp
kovduğumuz emperyalist sömürgecilere geri teslim olmak bize yakışır
mı?
Sonra ne yapacak bu halk, bu güzelim
toprakları terk edip göç edecek, iş aramaya gidecek, varoşlarda
sürünecek değil mi? İşte istedikleri budur.
Yaylalarımıza göz diktiler. Ne güzel
yaylalar, ballı, yağlı, kayaklar, seller sular, diye ağızlarının
suyu akıyor. Onlar buraları insansız istiyor, onun için uzun
vadeli hesapları var. Bakınız, sahilde balıkçı bırakmadılar,
kestiler ayağımızı denizden, olmadık masraflar çıkardılar, limanlar
halka kapandı, yani insansızlaştırıldı. Sırada köylüyü kaçırtmak
var.
Biraz zihin cimnastiği için Afrika
resimlerini düşünün; sanki orda insanlar yokmuş gibi hep vahşi doğa,
hayvanlar, ağaçlar, göller, safariler... Neden insansızdır bu
resimler? İyi bir düşünün. Afrikalı insan değildir yani…
Şimdi Funda Özyurt’un çektiği Rize
belgeseline bakın; daha afişte başlıyor mesajı, bir gözü başka diğer
gözü başka bir “atmaca”, istilâcı Roma’dan kalma (asla Cinibizli
korsan kalesi denilmez, ticaretmiş) kaleler ve yaylalar.
Bir de Fırtına vadisindeki projelere
bakınız. Biz sanıyoruz ki sadece doğa tahrip edilecek, oysa uzun
vadedeki amaç buradan insanları kaçırtmak.
Neden Hemşin civarındaki bütün doğacı
projelere AB destek veriyor, bir bakar mısınız? Sadece doğa ile
ilgili olan projelerdir, çiçek böcek belgeselleri, içinde insanın
olmadığı… Nedir hedefi bu AB emperyalist korsanlarının acaba?
Bölgemizde yapılanları ve yapılmak
istenenleri alt alta koyduğumuzda şunu anlamak mümkün; insansız
Rize istiyor vahşi batı ve İsrail.
Kendilerine safari bölgesi açıyorlar.
İlkel vahşi duygularını tatmin için safari yapan o çok çevreci
medeni batı, şimdi insan avcılığı yapıyor; yaşam alanlarını
kapatıp insanların ölüme doğru nasıl kaçıştıklarını seyrediyor!
Türk asıllı Ortodoks Ermeni
cemaatinin sözcüsü Sevgi Erenol artık açık açık söylüyor; “Yahudi
Mason localarında alındı bizim tehcir kararımız, doğuyu
boşalttırdılar. Şimdi Kürtlere aynı oyunu oynuyorlar, soruyorum,
boşaltılan Kürt köylerine Türkler mi gelip yerleştiler? GAP’ı
yaptırdılar, kullandırmıyorlar, kim satın alıyor o toprakları?”
Sırada Bitlis’in ve Rize’nin
köylerini boşaltmak var.
Bu satışları yapacağını açık açık
söyleyenleri seçtik başımıza getirdik, türban dedi biz dini bütün
zannettik, dinimizi bir türbanla test ettik, ya şimdi Allah için
söyleyin ne yapıyoruz? Kendi çocuklarının rızkını korumayan, onların
lokmasını gavura kaptıranın dinini de biz test etmeyelim mi?
Ey bu toprağın kızları ve
oğulları! Geleceğiniz oy sandığında değil sizin ellerinizdedir!